Usulsüz Site Yönetimine Karşı Hukuk Mücadelesi: Gerçek Bir Deneyim
Toplu yaşam alanlarında huzurun sağlanması, kuralların şeffaf ve adil bir şekilde uygulanmasıyla mümkündür. Sitelerin "anayasası" kabul edilen Yönetim Planı, hem maliklerin hem de yöneticilerin uyması gereken sınırları çizer. Ancak ne yazık ki bazen yöneticiler, bu sınırları aşarak hukuka aykırı ve keyfi kararlar alabiliyor.
Akdeniz Mahallesi'nde bulunan 44 daireli sitemizde tam olarak böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Bu yazıda, "ben yaptım oldu" zihniyetiyle hareket eden site yönetimine karşı başlattığım hukuki mücadeleyi, arabuluculuktan bilirkişi incelemesine kadar adım adım paylaşmak istedim. Amacım, benzer haksızlıkları yaşayan kat maliklerine yol gösterebilmek.
Neler Yaşandı? İhlaller Zinciri
Sitemizin tapu idaresine kayıtlı yönetim planında olağan toplantı tarihi Ocak ayının ikinci haftası olarak açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, mevcut yönetici bu kuralı ve daha birçok kanuni zorunluluğu hiçe saydı. Yaşadığımız usulsüzlükleri şu şekilde özetleyebilirim:
-
Çağrı ve Gündem Yokluğu: Kanunen zorunlu olan toplantı çağrısı usulüne uygun yapılmadı ve herhangi bir toplantı gündemi oluşturulmadı.
-
Çoğunluk Sağlanmadan Alınan Kararlar: Yönetim planındaki tarihe uyulmadığı gibi, 44 malikin bulunduğu sitede yönetici kendi beyanıyla 18, site sakinlerinin şahitliğiyle ise 10'u bile bulmayan bir katılımla toplantı yaptı.
-
Fahiş Aidat Artışı ve "Huzur Hakkı": Aidat miktarı, gündemde olmamasına rağmen 1.500 TL'den 2.750 TL'ye çıkarılarak neredeyse %80'in üzerinde bir artış yapıldı. Üstelik yönetici, kendisine aylık 5.000 TL "huzur hakkı" bağladı.
-
Yüksek Maliyetli Kararlar: Yine gündemde yer almayan "jeneratörün yenilenmesi" gibi yüksek bütçeli bir karar, bu usulsüz toplantıda alındı.
-
Denetim Raporu Eksikliği: Şeffaflığın temel şartı olan ve harcamaları ibra edecek hiçbir denetim raporu sunulmadı.
1. Adım: Ücretsiz Arabuluculuk Süreci
Bu açık hukuksuzluklar karşısında ilk iş olarak uyuşmazlığın hızlı çözümü için arabulucuya başvurdum. Mevzuatımız gereği dava açmadan önce başvurulması gereken bu ilk aşama tamamen ücretsizdi. Ancak tahmin edilebileceği üzere, bu aşamada uzlaşma sağlanamadı ve yargı yoluna gitmek kaçınılmaz hale geldi.
2. Adım: Mahkemeye Başvuru ve "Yönetici Atanması" Talebi
Arabuluculukta sonuç alamayınca, sulh hukuk mahkemesinde dava açtım. Talebim netti: Usulsüz alınan kararların iptal edilmesi ve siteyi yasal zemine oturtmak, adil bir genel kurula götürmek amacıyla mahkeme tarafından yeni bir yönetici (kayyum) atanması. Bu davanın açılış aşamasında harçlar ve gider avansları (tebligat vb. masraflar) için 3.500 TL ödeme yaptım. Hak arama sürecinde bu masraflar baştan göze alınması gereken bir yatırım niteliğinde.
3. Adım: Duruşma Günü ve Bilirkişi İncelemesi
Mahkeme, ilk duruşma için 17 Nisan 2026 tarihine gün verdi. Beklediğimiz duruşma günü geldiğinde hakim, iddialarımın teknik ve mali yönden ispatı için dosyanın ve evrakların bir bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Bu aşamada bilirkişi ücreti olarak 3.500 TL daha talep edildi.
Sırada Ne Var?
Dosyanın bilirkişiye gitmesi aslında davacılar için en kritik ve rahatlatıcı aşamadır. Karar defteri, işletme projesi, banka hareketleri ve çağrı tebligatları incelendiğinde;
-
Toplantı yeter sayısının olmadığı,
-
Kararların usulsüz alındığı,
-
Denetim yapılmadığı objektif ve resmi bir raporla ispatlanmış olacak.
Bilirkişi raporunun dosyaya girmesiyle birlikte, mahkemenin bu hukuksuz düzeni iptal edip adaleti tesis edeceğine inancım tam. Site yönetimleri, kat maliklerinin haklarını gasp edemez. Siz de sitenizde benzer usulsüzlükler, çağrısız toplantılar veya haksız aidat artışları yaşıyorsanız, sessiz kalmayın. Hukuki haklarınızı aramak, hem kendi bütçenizi hem de komşularınızın huzurunu korumanın tek yoludur.
TR
EN
RU
